• AEB

Hakan Muhafız (The Protector) 4. ve Final Sezonu İncelemesi

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR!




Netflix’te yayınlanan ilk Türk yapımı dizi özelliğini taşıyan, ülkemizin çoğu tarafından sahiplenilmeyen, ilk göz ağrımız Hakan Muhafız final sezonu ile karşımıza çıktı. Bu yazıda Hakan Muhafız’ı iyisiyle kötüsüyle her bir detayı ile incelemeye çalışalım. “İyi tarafı da mı varmış?” diyenlerimiz olacaktır ancak her ne olursa olsun objektif bir açıdan, hakkını vererek incelemeyi deneyelim. Çünkü eminim bu dizi bir Türk yapımı olmasaydı bu kadar eleştirilmezdi. Dizinin eleştirilmemesi gerekiyor denemez ancak diğer ülkeler de gerçekten vasat yapımlara sahipken Muhafız’ı yerin dibine sokmamıza gerek yok. Bu yüzden tamamen objektif şekilde yorumlayıp detayları paylaşalım. Sizler de benim görüşlerime karşı olarak kendi görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz. Tabi öncelikle bildirimlerden haberdar olmak için ve forumlarımıza katılabilmeniz için dofblog.com’a üye olmayı unutmayın. Beraber büyüyoruz ve siz de ailede yerinizi alın.




Geride kalan 3 sezona şöyle özetle bakarsak, ilk 2 sezon dizi izleyiciyi kendisine bağlayamamıştı diyebiliriz. Şahsen ben diziyi daha çok fikir sahibi olabilmek adına izlemiştim ve çoğunluktan da bu duyumu aldım. Ancak dizinin 3. Sezonu için aynı şeyi söyleyemem. 3. sezonu “gözümü kırpmadan izledim” diyemesem de zevk aldığım bir sezon olmuştu. 3. sezon bizlere Hakan’ın geçmişi görebildiğini ve bu geçmişteki gerçekleri öğrenip gelecekte nasıl kullanacağını anlatıyordu. Vezir karakterini de güvenilir karakter Nisan olarak karşımıza çıkarmışlardı (çoğumuz böyle olacağını biliyorduk). Bu ters köşeden sonra izleyicinin ilgisi biraz artmış olabilir, sonuçta izleyici sever böyle ters köşeleri. Daha sonrasında İstanbul’un çoğu ölümsüz olmuştu ve her ölümsüz, ölümsüz olmayanların peşine düşmüştü. Bu arada ölümsüzlerin bahsettiği bir yolu açan bir anahtar vardı ortada. 3. sezonda bu anahtarın sadece o bahsedilen yolu açabilen bir nesne olarak biliyorduk ancak 4. sezonda ise bu anahtarın ayrıca zamanda yolculuğu da sağlayan bir nesne olduğunu öğrendik. 3. sezonun finalinde Hakan anahtarla suya atlamış ve 1459 yılına dönmüştü.




Peki bu final sezonunda neler karşımıza çıkıyor. Öncelikle, Hakan’ın neden geçmişte bulunduğunu bilmiyoruz ancak sonradan elindeki anahtardan dolayı geçmişte yolculuk yapabildiğini anlıyoruz. Hakan anahtar sayesinde 1459 Osmanlısında Harun karakterinin bedeninde hayat buluyor. Sizler de en az benim kadar Harun karakterini beğenmişsinizdir sanırım. Makyajı, saçı ve kostümü gerçekten harikaydı diyebilirim. Harun karakterini aslında başka bir oyuncunun canlandırması planlanıyormuş ancak Çağatay Ulusoy bu karaktere kendisi talip olmuş. Rolü kaldırabilmiş mi? Bence gayet yakışmış. Daha önceki sezonlarda da Harun karakterini izleme fırsatımız olmuştu ve bu Harun daha ağır bir tavıra ve daha gür bir sese sahipti. 4. sezonda izlediğimiz Harun ise o tecrübesiz şaşkın Hakan’ın sadece imajının değişmiş haliydi çünkü Harun karakteri aslında bilinçsel olarak Hakandı. Bu detayı atlamamaları iyi olmuş, yani Harun’un tavırlarının Hakan gibi olması mantık çerçevesindeydi. Burada hata yapmamaları isabet olmuş.


Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta da şu, çoğunuzun dikkatinden kaçmış olabilir ama 1. bölümde farkedersiniz ki, ölümsüzler bir parti içerisinde ve bu partide küçük bir sahnede LGBT teması işlenmiş. Türk hükümetinin bu konuda oldukça sert bir tavır aldığını biliyoruz ancak Netflix LGBT temasını Türk yapımlarında da kullanmakta kararlı gibi görünüyor. Aman bu ısrar bizleri Netflix sevdamızdan koparmasın.



Dizi de yer yer Kahin’in konuşmalarına yer verilmişti ve bu konuşmalarda izleyici de bir merak uyandırıyordu. Bu konuşmalar sonrasında izleyici kafasında filmin nereye gideceğini kurmaya çalışıyor türlü türlü senaryolar düşünüyor. Ters köşe yapmak için güzel bir fırsat ancak zamanın seyircisi bunu yer mi? Yemez tabii ki. Dizi de Hakan çoğunlukla geçmiş zamanda ve bundan dolayı bazı geçmiş gerçeklikleri değiştiriyor. Bu konularda yapımcılar ciddi hatalara yer vermemişler. Dikkatli bir yazım süreci geçmiş belli ki. Biliyoruz ki Hakan bu sezonda ölümlülük iksirinin formülünü öğrenip, günümüzdeki tüm ölümsüzleri ölümlü yapmak istedi. Vezir de bu formülü bilenlerden biriydi. Ancak Faysal Hakan’ın geçmişe gidebildiğini öğrendi ve kendisi de geçmişe gitti ve Vezir’e formülü söyleyen Hekim’i öldürdü. Böylece günümüzdeki Nisan da formülü unutmuş oldu. Bir diğer örnek ise şu, Hakan geçmişe gittiğinde yaptıklarından dolayı hakkında idam kararı çıkarılıyor ve Vezir’in yardımıyla idamdan kaçıyor. Ancak Harun bu yüzden hain ilan ediliyor ve dolayısıyla hiçbir zaman Harun Muhafız seçilmiyor. Bundan dolayı gelecekte Hakan tılsımlı objelerin gücünden yararlanamıyor. Bu gibi detayları iyi ki atlamamışlar çünkü seyirci tarafından ciddi eleştirilere maruz kalabilirlerdi (Yine de kalıyorlar zaten). Ancak tabii ki hepimiz biliyoruz ki geçmiş ve gelecek bağlantısı bu kadar basit değil. Geçmişte yapılan bir şeyin sadece birkaç şey değiştirmeyeceğini biliyoruz ancak dizinin en azından birkaç örnekle geçmiş gelecek bağlantısını düşündüklerini unutmayalım ve bundan dolayı haklarını teslim edelim. Yani onların bu konuda hata yapmasını gayet normal karşılayabilirim çünkü Avengers: Endgame filminde bile geçmiş-gelecek bağlantısı hataları görmüştük. Hakan Muhafız yapımcıları neden hata yapmasın..




Bu arada bu sezonun çoğunlukla geçmişte yaşanması bizlere geçmiş sezonlardaki oyuncuları bir müddet daha izleme fırsatı sundu. 1. sezonun sonunda hayata dönen ölümsüzlerin bazılarını sadece birkaç sahnede izleme fırsatı bulmuştuk ancak bu sezonda bazı ölümsüzleri bir hayli gördük diyebiliriz (Özellikle Boran Kuzum'un Okhan'ı). Aralarında sevdiğimiz oyuncuların da bulunmasından dolayı bu durum da izleyicileri mutlu etmiş olabilir. Geçmiş zamanda Harun'un Azim adında yakın bir dostu var ve Azim karakteri Hakan geçmişe döndüğünde Hakan'a oldukça yardımcı oluyor ancak bir sahne var ki benim çok hoşuma gitti. Hakan artık tamamen kendi zamanına dönecekken Azim Hakan’a “gelecekte ki en ilginç şey ne?” diye soruyor ve Hakan da ona “uçak sayesinde her yere uçarak gidiyoruz” diyor. Tabii Azim buna inanmıyor “olamaz öyle şey, imkansız” diyor. Ben de her zaman şunu düşünmüşümdür “şuan imkansız dediklerimiz bir gün gerçek olacak mı?”. Bu sahne bu yüzden bir hayli hoşuma gitti.





Ayrıca bu sezon beni mutlu eden şeylerden bir diğeri Hakan ve Faysal’ı düşman olarak görmek. Geçtiğimiz sezon aynı gaye uğruna Hakan ve Faysal’ı aynı safta izlemiştik ancak bu sezon Faysal’ı asıl düşman olarak görünce Faysal’ı bu şekilde izlemeyi özlemişim dedim. Çünkü Okan Yalabık ilk sezonda karakteri o kadar güzel sundu ki seyircilere, onu o sinirli, hırçın Faysal olarak izlemek daha tatlı geldi bu sezon.


Bu sezon bize anlatılan şeylerden bir diğeri ise Hakan’ın, Faysal’ın soyundan geldiğiydi. Bana çok gerekli bir konu olarak gelmedi bu. Olmasaydı da olurdu bence. Zaten olmasaydı da olurdu dediğiniz bir çok sahne olduğuna eminim bu sezonda. Örneğin Zeynep’in yeni kahin olması da bunlardan biriydi. Kahin artık bitti burdan dönüş yok diyorsa bitirseydiniz gerçekten keşke, mutlu sona gerek yoktu. Hiçbir işe yaramadı yani kahinliği, olmasaydı da olurdu. Ayrıca Sami (Emre Mutlu) karakterine ayrı bir parantez açıyorum. Oyunculuğu tabii ki tartışılabilir ancak fiziği gereği gayet iyi bir cast tercihi olmuş diyebilirim. Kendisi de zamanında çok güldüğüm bir sosyal medya fenomeni olduğu için ilk günden beri karaktere içim ısındı gerçekten.



Gelelim dizinin en çok eleştirilecek olan kısmına. Dizinin 6. (sondan 2.) bölümünü resmen bir final niteliğinden yapmışlar. Bu bölüm final olarak kalsa benim içime daha çok sinerdi. Bu finale benzeyen bölümden sonra bir bölüm daha geleceğini anladığımda ne kadar boş bir bölüm geldiğini anladım. Dizi yine çoğu dizinin düştüğü hataya düştü. Bütün koskoca finali bizlere sadece 1 bölümde hatta son 15 dakikada anlatmaya çalıştı. Final bölümünün büyük bir kısmını Faysal nasıl hala hayatta diye düşünürken dizi “Faysal bir şekilde kurtulmuş” sözüyle anlatıyor bunu bize. Bu resmen özensizliktir. Dizinin bütün finali son bölümde toplamaya çalıştığını gördüğümde aklıma gelen ilk dizi How I Met Your Mother oldu çünkü hatırlarsanız onlarda bütün finali sadece 40 dakikada özetlemeye çalışmışlardı. Hüsran. Ayrıca Hakan’ın kendini feda edip İstanbul’u kurtarması gibi bir final yapmak varken mutlu son neyinize. Ne güze Hakan kendini bıçakladı ve ölümsüzlerin sonunu getirdi diyebilmeyi çok isterdim ancak yapımcı arkadaşlar finali sakız gibi uzatmaya karar kılmış maalesef. Özet olarak hayatımızdan bir Hakan Muhafız geçti. Acısıyla tatlısıyla hatırlarız artık çünkü ilk göz ağrımız sonuçta. Ağır eleştiri alması gayet doğal ancak ben bu yazıyı yazarken nefret dolu sözlerden kaçınmak istedim çünkü ortada bir emek var. Netflix konunda da yapımcılarımızın daha da tecrübeli bir şekilde karşımıza yeniden çıkacaklarına eminim. Onların destekçisiyiz.


Sizler de görüşlerinizi yorum kısmında belirtmek için sayfamıza üye olmayı unutmayın. Forumlarda bizlere katılın. Görüşleriniz çok önemli. Ayrıca bizi Instagram ve Twitter’dan takip etmeyi unutmayın.

Instagram: dofblog_

Twitter: dofblog

10 görüntüleme
 

Abonelik Formu

©2020, DOF tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now