• AEB

The Last of Us Part II İnceleme



Tam 7 sene gibi uzun bir süre bekleyişten sonra The Last of Us Part II 19 Haziran 2020 tarihinde piyasaya sürüldü. Oyun Amerika’da 59.99 dolar gibi bir fiyatla satışa sunulurken ülkemizde oyunun standart versiyonu 429 TL fiyatla oyunculara sunuldu. Maalesef ülkemizde oyun fiyatları hızla artışa devam ediyor. Ancak büyük umutla, heyecanla beklediğimiz bu oyunu çıkar çıkmaz oynamasaydık uykularımız kaçardı eminim. Bildiğimiz üzere Last of Us serisinin ilk oyunuyla PlayStation 3 zamanında tanışmıştık. Bundan dolayı serinin ilk oyununu oynamış ve PlayStation 4 sahibi olmayan oyun severler dahi bu oyunun çıkmasını sabırsızlık içerisinde bekliyorlardı. Çünkü artık bu dönemde çoğu YouTube kanalları bu oyunları abonelerine izleterek bile aynı hazzı yaşatabiliyor. Eğer bu gibi kanalların oyun videolarının yorum kısımlarına göz atarsanız bu videolara ne kadar büyük bir ilgi olduğunu anlarsınız. Bu oyunun neden bu kadar beklendiğini sizler de merak ediyor olabilirsiniz. Part II incelemesinden önce biraz önceki oyundan bahsedelim o halde.


The Last of Us serisinin ilk oyunu 2013 tarihinde piyasaya sürüldü. Her şeyden önce oyun bir Naughty Dog oyunu. Oyun severlerin şüphesiz en sevdiği stüdyolardan biridir. Ayrıca çok sevilen oyun serisi Uncharted oyunlarının da yapımcı şirketi Naughty Dog’dur. İleri ki yazılarımda Uncharted serisini detaylıca ele alacağım. The Last of Us serisi dünyanın sonu temalı bir oyun. Biliyoruz ki son zamanlarda bir çok yapım ortaya çıktı bu gibi tema ile. İnsanların bütün sistemini ele geçiren bir virüsün çok hızlı bir şekilde yayılmasıyla dünya tehlikeli hale bürünür. Virüs kapan insanlar bildiğimiz zombi haline bürünüyorlar, insanlara saldırıyorlar anca oyunda zombi kelimesini kullanmıyorlar. Bunun yerine “hastalıklı” kelimesi kullanılıyor. Hastalıklı insanlarda kendi aralarında sınıflara ayrılıyor. Detaylı bir şekilde anlatarak konudan sapmak istemiyorum ancak bir örnek vermek istiyorum. “Takırdayan” denen hastalıklı grubunun belirli özellikleri var. Körler, göremiyorlar ancak duyma kabiliyetleri üst düzey. Bu yüzden oyun sizi farklı stratejiler ile mücadele etemeye zorluyor. Bence oyuncuyu en çok çeken durum da bu. Oyun, hastalığın ilk görüldüğü zaman kızını kaybeden Joel ve hastalığa bağışıklığı olan Ellie adında 14 yaşında bir kız üzerinden şekilleniyor. Oyunun büyük bölümünde Joel karakteri ile ilerlesek de belirli bölümlerde Ellie ile oynuyoruz. Sonuç olarak ilk oyun bir sürü farklılık ile harika, uzun ve heyecanlı bir tecrübe bıraktı bizlere.


Herkes devamı gelecek mi diye beklerken 2016’da oyunun ilk sinyalleri verildi ve ilk gösterim yapıldı. Oyun acaba çıkacak mı diye 3 yıl bekledik ve bunun üstüne oyunun çıkmasını 4 yıl bekledik. Bu oyunun neden bu kadar heyecanla beklendiğinin sebeplerinden biri. Ayrıca şu sonucu çıkarabiliriz ki, oyunun yapımı bir hayli uzun sürdü. Dolayısıyla oyunun kalitesi hakkında beklentiler arttı. Daha sonra çıkan fragmanlarda anladık ki, hikayede ilk oyunun ardından belirli bir süre geçmiş, Ellie büyümüş, Joel yaşlanmış ve en merak uyandıran kısım oynanış fragmanları hep Ellie üstünden. Akıllara bir takım sorular geliyordu tabii. Joel nerede?



Oyuna başladığımız zaman Joel’un 1. oyunu özetlercesine bir konuşmasına tanıklık ediyoruz ve bu ilk oyunu oynamayanlar için gayet kısa ve öz bir bilgi niteliğinde. Zaten artık bu tip devam oyunlarında bu duruma gayet alışkınız. Daha sonra Jackson’da kurulmuş küçük kasabayı keşfediyoruz. İlk oyundan 5 sene geçmiş ve karakterlerimiz kalabalık sayılacak bir topluluk ile Jackson kasabasında hayatlarını sürdürüyorlar ancak dışarısı hala tehlike dolu. Bundan dolayı kasabanın üyeleri vardiyalı bir şekilde sürekli silahlı olarak devriye geziyor ve dışarıdaki tehlikeleri temizliyorlar. Hikayemizde tam olarak böyle başlıyor. Ellie ve onun yakın arkadaşı Dina devriye için görevlendiliyor. Aslında yakın arkadaşı diyerek Dina’yı tam olarak tanımlayamayız çünkü Ellie günlüğünde Dina’ya karşı bir şeyler hissettiğini açıkça belirtmiş. Oyun esnasında Ellie günlüğüne sık sık hislerini not alıyor. Dina’ya karşı olan hisleri de bunlardan biri. Bu arada bilmemiz gereken karakterlerden biri de Jesse. Jesse, Dina’nın eski erkek arkadaşı. Jesse karakteri oyun içerisinde bazı zamanlarda arkamızı kollayan yan karakter haline bürünüyor. Bilirsiniz ki bu tip hayatta kalma oyunlarında çatışma sırasında çok yardımcı olmasalar bile yardımcı karakterlerin varlığı sizlere güven veriyor. Ayrıca belirtmeliyim ki oyunun zorluk seviyesini özel bir şekilde ayarlayabildiğiniz için yardımcı karakterlerin size ne seviyede yardım etmesini istediğiniz ayarlayabiliyorsunuz. Ben oyunun bu özelliğini çok sevdim çünkü bir oyuncunun bazı yetenekleri güçlüyken bazı yetenekleri zayıf olabiliyor. Mesela nişan alma, düşmanlarla mücadele vs. Bu yeni özellikle beraber düşmanların saldırganlık seviyesini, yardımcı karakterin yardım seviyesini hatta etrafta bulunan kaynakların sıklığını bile dilediğiniz şekilde ayarlayabiliyorsunuz. Last of Us dünyasında kaynaklar çok kısıtlı. Oyunu oynarken bir gözünüz her zaman kaynaklarınız da olamalı. Cephaneniz, sağlık çantası için gerekli malzemeler vs. Silahlarınızı geliştirenileceğiniz malzemelerde bulunuyor ancak bunlar da kısıtlı olduğu için her silahınızın her özelliğini geliştiremiyorsunuz. Dikkatli karar vermenizde fayda var.



Ayrıca çok sevdiğim bir olay da şu oldu. Bu oyunda susturucu üretebiliyorsunuz. Eğer siz de benim gibi gizli saldırı planını tercih ediyorsanız susturucu üretimi sizin için hayat kurtarıcı niteliğinde. Tabii ki susturucu silahla saldırının alternatifi de ok ile saldırmak. Evet, oyunun başında sahip olamazsak bile ilerleyen bölümler de ok ve yay kullanabiliyoruz. İşin daha güzel kısmı ise ok üretimi yapabiliyoruz. Yani sessiz saldırmak istiyorsunuz, susturucu yapacak malzemeniz yoksa ok üretimi yapabilirsiniz. Tabii ki kendine özel kaynak gereksinimi mevcut. Harika bir alternatif olmuş diyebilirim.

Yakın saldırı konusundan bahsetmek gerekirse, benim gerçekten çok ama çok beğendiğimi söyleyebilirim. Benim için çok bir sıkıntı teşkil etmese de yakın saldırılar çok ciddi bir vahşet izlenimi veriyor. Zaten önceden yayınlanan bölümlerde açıkça belli oluyordu. Yakın dövüş esnasında hem düşmanı takip etmeniz gerekiyor hem de doğru zamanlama ile saldırılardan kaçmanız gerekiyor. Tam anlamıyla kendinizi mücadelenin içinde hissediyorsunuz diyebilirim. Oyun bu konuda çok başarılı iş çıkarmış diyebilirim. Zaten oyuncuların isteği de kendini hikayenin içinde hissetemek.



Düşmanlar harika bir uyum içinde. Eğer saldırınızı gizli bir şekilde yapmıyorsanız, bir düşmanı öldürdüğünüzde takım arkadaşları öldürdüğünüz kişinin ismini bağırarak söylüyor. Ayrıca düşman sizi gördüğünde takım arkadaşlarını sizin saklandığınız yere doğru çağırıyor. “Çalıların arkasında!, Şu binaya girdi!” gibi. Ayrıca bu oyundaki diğer bir farklılıkta şu, O tuşuyla çömelmenin yanında, O tuşuna basılı tutarak yerde sürünebiliyorsunuz ve bu sebeple artık arabaların altları sizler için harika bir gizlenme alanı haline geliyor ancak yine çok sevinmeyin çünkü bu oyunda karşımızda süper zeki düşmanlar var çünkü artık arabaların altlarını bile kontrol ediyorlar. Bunları ele aldığımda şunu anlıyoruz, oyun bizden sürekli kaçmamızı, saklanmak için yeni yerler bulmamızı ve düşmanların dikkatlerini dağıtmamızı istiyor. Bir diğer sinir bozucu güç ise şu, artık düşmanlar koku duyuları gelişmiş köpeklere sahipler. Evet gerçekten ilginç bir durum ama köpekler sizi saklandığınız her deliğe kadar takip edebiliyor ve havlayarak sahiplerine haber verebiliyor veya saldırabiliyor. Tabii ki köpeklerin dikkatini elinizdeki tuğla veya cam şişeyle başka yere çekebilirsiniz ancak bu geçici bir çözüm. Köpekten kurtulmak istiyorsanız onları öldürmelisiniz. Bu durum oyuncuların bir kısmı tarafından tepkiyle karşılandı. Yani o köpeklerin ölümünü görmek için güçlü bir hayvan sever olmanıza gerek yok. Hepimizin vicdanı biraz yara alıyordur eminim. Bu arada köpeklerin her biri birer isme sahip ve onlar da öldüğünde sahipleri acıyla isimlerini haykırıyorlar. Bu da güzel bir detay.



Daha çok oyunun başında mücadele ettiğimiz bu hastalık kapmamış insanlar bir çeşit örgüt ve kendilerine WLF ismini vermişler. Onlarla mücadele ettiğimiz kadar Skar adı verilen düşmanlarla da mücadele ediyoruz. Skarlar eski dünyadan kalma eşyaları kullanmayan, bir elçiye tapan, ilkel yapılar kullanan ilginç bir tarikat. Silah kullanıyor olsalarda büyük bir kısmı ok ve yakın dövüş silahları kullanıyorlar, kazma, çekiç gibi. Bazı Skar askerleri normalden daha iri ve daha güçlü. Silahla bile zar zor alt edilen bu düşmanları yakın dövüş ile öldürmek bir hayli zamanınızı alacaktır. Bu yüzden Skarlara dikkat!




Oyun Seattle şehrinde geçiyor. Ellie, Dina ile Seattle da 3 gün geçiriyor. Bu 3 gün içerisinde hikayeye daha sonradan Jesse karakteri de katılıyor. Hatta 3. günün sonunda Tommy bile hikayede yer alıyor. Tommy, 1. oyunun ana karakteri Joel’un kardeşi. Bu 3 gün sonrasında büyük buluşma gerçekleşiyor. Abby adında kim olduğunu bilmediğimiz ancak sonradan hakkında bir çok bilgi öğreneceğimiz kız Ellie ile yüzleşiyor. Ellie’nin Seattle’da bulunma sebebi aslında Abby. Aralarında büyük bir intikam çatışması var ancak detay vermeyeceğim. Bu ikili Seattle’da geçen 3. günün sonunda karşılaşıyorlar ve oyun bizi Abby’nin geçmişine götürüyor. Abby karakteri hakkında neredeyse hiçbir bilgimiz yoktu. Ancak bu büyük buluşmadan sonra Abby karakterini oynamaya başlıyoruz. Abby’nin 5 sene önceki geçmişini bir süre oynadıktan sonra Seattle’ın 1. gününe dönüyoruz. Yani biz Ellie ile Seattle’da macerdan maceraya atladığımız 3 gün içinde Abby neler yapıyormuş yakından öğreniyoruz. Abby karakterini oynamak kafamızdaki çoğu soru işaretini gideriyor çünkü Ellie ile oynadığımız bütün bölümde “kim bu WLF askerleri” diye söylenip duruyorduk. Abby ise bir WLF üyesi olduğu için bu tür sorularımızın cevaplarını Abby ile oynarken buluyoruz.


Bu arada WLF ve Skarlar arasında uzun süren bir savaş olduğu belli. Zamanında bir ateşkes süresi olmuş aralarında anca WLF üyeleri birkaç Skar çocuk öldürdüğü için ateşkes bozulmuş. Abby karakteri ile oynarken sık sık Skar pusularıyla karşılaşıyoruz bu yüzden. Kimin haklı kimin haksız olduğuna oynarken karar verebilirsiniz.



Hastlıklı düşmanlardan bahsetmezsek olmaz. Oyunu kulaklık ile son ses oynamak oyun deneyimini en az 50% arttırıyor ancak deneyiminizi arttırdığı kadar adrenalin seviyenizi de arttırıyor çünkü oyunun bazı kısımlarında ani patlamalar, ani hastalıklı saldırsı mevcut. Ayrıca bazı hastalıklı türlerininin sesleri inanılmaz derecede gerilim oluşturuyor oyuncuda. Özellikle aksaklar, şişkinler ve takırdayanlar inanılmaz gerici seslere sahipler. Olur olmadık yerde birden yüksek ses çıkarabiliyorlar bu da sizi oyun esnasında hata yapmaya itiyor. Daha önce söylediğim gibi takırdayanlar körler ancak iyi duyma yetenekleri var bu yüzden onların bulunduğu alanlarda yavaş yürümeniz gerekiyor aksi halde sizi duyup yanınıza üşüşüyorlar ve onlarla yakın dövüşe giremiyorsunuz çünkü sizi hemen ısırıyorlar ve bu da onları daha tehlikeli hale bürüyor. Aksak denen hastalıklılar 3-5 kurşunla ölecek hastalıklılar değiller. Sizin canınızı büyük ölçüde azaltan gaz bulutu atıyorlar. Sürekli kaçıp doğru zamanda ağır silahlarla ateş etmeniz gerekiyor ve böyle zor biz düşmanla mücadele ederken hedef alma kabiliyetiniz düşüyor. Otomatik nişan desteğiyle oynuyorsanız kafanız rahat olsun tabi.



Şöyle oyunu genel bir şekilde değerlendirelim. Oyunun hikayesi gerçekten çok ama çok eleştirildi. Oyunun yazarları, yapımcısı, oyuncuları tehdit mesajlarına maruz kaldı hatta Naughty Dog stüdyosu bununla ilgili bir yazı yayınladı. Ancak bu demek değildir ki oyunun hikayesi gerçekten kötü. İnsanların istemediği bir hikaye o hikayeyi kötü yapmaz ancak Naughty Dog böyle bir hikayeyi piyasaya sürmüşse eleştiri almaktan çekinmeyecektir. Tabii ki hiçbir insan tehdit mesajlarını haketmiyor. Oyunun hikaye kısmını dahil etmezsek sadece oynanış kısmını ele alırsak benim oyuna puanım 10/10. Bu oyun tarihin en iyi oynanışına sahip oyunlarından diyebiliriz. Ayrıca bir çok yeni teknik ayar bu oyunda denenmiş ve başarılı olmuş. Oyunu ister hemen satın alın isterseniz fiyatının biraz daha düşmesini bekleyin. Tamamen size kalmış ancak bu oyunu kesinlikle tecrübe edin. İster bugün ister yarın istediğiniz zaman oynayın ancak oynayın. Siz oyuncular için muazzam bir tecrübe olacak. Oyunu oynadıktan sonra yorumlarınızı ve görüşlerinizi benimle paylaşın. Yeni yazılardan haberdar olmak için sayfamıza üye olun ve bizi Instagram’dan takip edin. Oyun yazılarının yanında bir çok dizi ve fim yazıları yayınlanacak ve eğer siz de yeni dizi ve film yorumları içeren yazıları okumaktan zevk alıyorsanız ve bu yazılar sizi fikir sahibi yapıyorsa takipte kalın.

16 görüntüleme
 

Abonelik Formu

©2020, DOF tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now